Blog Kardeşliği

Bir Teşekkür...

Sadece ve sadece yüreğimin sesini dinlediğim ve bunu sizlere aktarmaya çalıştığım naciz blogumu teşrif ettiğiniz için teşekkürlerimi arzetmeyi üzerime bir vazife bilirim. Var olun!

28.6.06

Tuyuğlar-4 [Acaba]

Zorda kalsam destini vermez misin,
Bak nasıl tüter duman görmez misin?
Sevdiğim, yanmaktayım kavrulmada;
Elde olsa çâreler sermez misin?
-.--/-.--/-.-
Ezik Çilek

27.6.06

Tuyuğlar-3 [Geçmedi]

Geçti serden dîl de yârdan geçmedi,
İçti zehrlerden de dermân içmedi.
İste versin cânı derhâl gâm değil,
Göçtü dünyâdan da aşktan göçmedi.
-.--/-.--/-.-
Ezik Çilek

Tuyuğlar-2 [Hâre Yok]

Yâr senin hicrânına bir çâre yok,
Gönlü âteşler yakar da yâre yok.
Gelse senden bin cefâ derd etmezem,
Çehren etrâfında zîrâ hâre yok.
-.--/-.--/-.-
Ezik Çilek

Tuyuğlar-1 [Gâm-ı Ferdâ]

Âb-ı sevdâ içmişim ben bir gece,
Ol vakitten beri dîlde tek hece.
Gâm-ı ferdâ ile bozdum zihnimi,
Dembedem gönlümde sevdâ bilmece.
-.--/-.--/-.-
Ezik Çilek

21.6.06

Şimdi Virane Oldum

Sen olmasan bilmezdim güllerin solduğunu,
Pespembe dünyalarda bir başıma koşardım.
Sen olmasan görmezdim ölümğn olduğunu,
Her batan günün ardından methiyeler yazardım.

Aklın girdaplarında kaybolmazdım önceleri,
Bir kuş gibi özgürdü zihnim, davul gibi boş...
Hayatı doyasıya yaşıyordum, inceden,
Şimdi virane oldum: Yalnız, rutubetli, loş...

Ezik Çilek

20.6.06

Nefesimi Yaktım [Modüler]

Ağlıyorum kimseye duyurmadan sesimi,
Kimseye göstermeyip gönlümde kor tutarken.
Duyurmadan gönlümde kopan gür nefesimi
Sesimi kor tutarken nefesimi yaktım ben.

Ezik Çilek

15.6.06

Çok İse Aza Tut

Uzun zamandan beri yağmur yağmamıştı, bugün yağdı. Uzun zaman geçti aradan seninle bakışmayalı… Aracın camına akseden ışık huzmelerinin yüzüne okşayışını imrenerek ve biraz da kıskanarak izlemeyeli çok vakit oldu. İki nur’un ortasında ne yapacağını şaşırmış bir vaziyetteyim, bocalayıp duruyorum.
Ömrümün seyir defterine yazdığım en heyecanlı, en olağandışı, en harikulade, muhteşem, destansı bir kayıtsın sen, en inanılmaz ama en gerçek… Aklın tarumar, gönlün hercümerç, vücudun bîtâb u harâb oluşunun hakka’l-yakîn şahidi olmakla me’yûs ve mahzun değil, aksine mesrûr ve müftehirim. Beynimden sızan fikir zerreciklerinin o görülmeyen her bir enerji tanesinde senin varlığın var ve benim hayata tutunma sebebim işte bu minik, minicik şeyler… Yokluğunda bile bir hayatın kaymamasına vesilesine oluyorsun, fevkalbeşer güzelliğinle kubhu bile hüsn gösterebiliyorsun farkında olmadan.
Ger elim kessen kalır dâmân-ı lutfunda elim
Lutfunu kessen kalır destimde lutfun dâmeni

Kendi ateşimde cayır cayır yanıyorum. Âh ettiğime bakma sakın, bakma feryatlar savurduğuma. Bu çığlıklarımdır beni zinde kılan. Her haykırış bir sabrın sonu aynı zamanda diğerinin başlangıcıdır.
Sabrım inayetin gibi az ise çoğa say
Cevrin gözüm yaşı gibi çok ise az tut

Olur mu?

13.6.06

Ateş

Gözler ateş, dil ateş, kirpikler, kaşlar ateş;
Felah yolunda bile büsbütün taşlar ateş.

Bir damlası yeterken söndürmeye ol nârı,
Çakmak olmuş çeşmimden düşen şu yaşlar ateş.

Cin ateş, şeytan ateş, ezelden biliriz de
İnsan diye gezinen ekseri başlar ateş.

Alev olur bulutlar, kor yağdırır toprağa
Semadan ateş düşer, bembeyaz kışlar ateş.

Ezik Çilek

12.6.06

Geldim

Sana selam getirdim uzaktan, çok uzaktan
Onca yolu bir acı kahve içmeye geldim.
Bir "hoş geldin" demene feda olsun, âh, bu can;
Dost, seninle muhabbet ekip biçmeye geldim.

Gönül işinden yana muzdaribiz ikimiz,
O dert senin bu benim diye seçmeye geldim.
Yar kucağında derman aradık onca yıl biz;
Serden geçtim de şimdi yârdangeçmeye geldim.

Otur yanıma şöyle, gel üzülme yok yere,
Sıkıntıdan bunaldım, gönlü açmaya geldim.
Madem ki gülyüzlümüz atmış gönlü yerlere,
Ne varsa yüreğimde tutup saçmaya geldim.

Ezik Çilek

10.6.06

Bizim Nesil Talihsizdir

Çok talihsiz bizim nesil, en talihsiz...

Ne çember çevirebildi tozlu sokaklarda,
Ne kırlarda gönlünce çelik çomak oynadı.
Öncekiler bilirken ezbere bütün ağaç isimlerini
Bizimkilerin hafızası betonlarda kaynadı.

Televizyon kanallarıyla harcandı hayal kurma saatlerimiz,
En verimli çağımız kısırlaştı, verem oldu.
Suniliğin ortasında yaşarken,
Bir tek hakikat bile bize kerem oldu.

Çizgi romanlara bile yetişemedik,
Hazreti Ali cenklerinin zamanı geçmişti.
Ömrümüz darbeyle başlayıp muhtıra ile devam eden
Bir sürecin içerisinde yetişti.

Anlamsızlaşırken bakışlarımız anbean
Hükümsüzlüğümüze hüküm giyiyoruz.
Selamın kıymetini bilmeden dolaşıp
İstikbalimizi parça parça yiyoruz.

***

Ne çember çevirebildi tozlu sokaklarda,
Ne kırlarda gönlünce çelik çomak oynadı.
Öncekiler bilirken ezbere bütün ağaç isimlerini
Bizimkilerin hafızası betonlarda kaynadı.

Çok talihsiz bizim nesil, en talihsiz...

Ezik Çilek

7.6.06

Fena

E ninde sonunda öleceğiz;
İ z bırakabilirsek ne mutlu ardımızda…
İç i p içip dünya zehrini günbegün
Bir K arış toprağın altına gireceğiz.
Dert ç ekerken cefa deryasında
Ebrul i tabiatın koynundayken dün,
Hasret l e tutuşacağız farkına varamadığımız renkler için.
Akıl bil e cek o zaman şükür niçin,
Anlayaca k o buyruğu: "ölmeden önce ölün!"

Ezik Çilek

6.6.06

Ayrılık

Vakitsiz gelen hazan gibi düştü gönlüme,
Cehennem ateşinden kıvılcımmış ayrılık.
Gülü kıskanan diken gibi al bülbülüme
Ta ezelden beridir hep hısımmış ayrılık.

Çölde, suda, ateşte, dağda koşan koşana,
Mecnun, Kamber, Kerem ve Ferhat'ları kim ana?
Evvel birbiri için hep tutuşmuş olana
Sevmeyi unutturan bir tılsımmış ayrılık.

Ezik Çilek

2.6.06

Çekirge

Bir çekirge olsaydım…

Yaprak yeşilinde olurdu rengim
Ve kocaman gözlerim
Bir çekirge olsaydım.
Zıplayıp dururdum yemyeşil çimen deryalarında
Sessiz Gemi'nin bir yolcusu gibi
Nereye gittiğimi bilmeden..
Bir zıplardım, iki zıplardım..
İki adımlık ömrüm olurdu belki de
Üçüncüsü Azrail'imin çelmesi...
Hoyrat bir el alırdı beni yaşamdan
Bacaklarımı koparırdı vahşice,
Kıs kıs gülerdi:
Ve "İşte bir tane buldum!",
Derdi.
Kancayı geçirirdi sonra kafama,
Kim bilir
Hangi balığın midesine göndermek için beni!
Ve kim bilir,
Hangi balık yutardı
Hem beni
Hem de zokayı?

Bir çekirge olsaydım…

Ezik Çilek

Ölüm

Taze ve sıcak ekmek gibiymiş meğer hayat;
Süresi dolduğunda kuru, soğuk ve bayat...
Hiçbir kuvvet önünde eğilmek bilmez başlar
Ancak ölüm önünde tek tek inmeye başlar...
Üzerine düşünce cılız, sarı bir yaprak,
Ne çare ki ölümden korkmaya başlar toprak.
Sınırı yok; ihtiyar, genç, kadın veya erkek...
Azrail geldiğinde iksir: tevekkül etmek...
Korkmak nafile o gün, ağlamak, zırlamak boş...
Dört ayaklı sandıktır sonumuz: yalnız ve loş...

Ezik Çilek

Emanet

Zihnim sarmalanmış dertle, çileyle,
Kaşınacaksa da ben kaşıyorum.
Yazılmışsa çıkmak sarp yokuşları,
Aşılacaksa da ben aşıyorum.

Pencereden gördüm; ilkbahar gelmiş,
Fakat bahar, bana bahar değilmiş.
Serseri günlerim düşman kesilmiş,
Şaşılacaksa da ben şaşıyorum.

Emanetin hala saklı gönlümde,
Vermedim şimdiye kadar, vermem de!
Yaksa da, ben seni her andığımda
Taşınacaksa da ben taşıyorum.

Ezik Çilek