Bir Teşekkür...
Sadece ve sadece yüreğimin sesini dinlediğim ve bunu sizlere aktarmaya çalıştığım naciz blogumu teşrif ettiğiniz için teşekkürlerimi arzetmeyi üzerime bir vazife bilirim.
Var olun!
Ne zaman seni düşünsem
Darmadağın oluyor kalbim,
Kendimi kaybediyorum gülkurusu bakışlarında…
Bir yaprak gibi titriyor kalbim,
Sıtmaya tutulmuş gibi,
Ne zaman seni düşünsem…
Bir kitabın satır aralarında
Seni hatırlatan kelimelerin altını çiziyorum.
Gözlerini arıyorum geceleri koyu göklerde
Yıldız kılığına girmiş,
Kimi zaman Venüs’üm oluyorsun
Kimi zaman Ülker’im…
Zühre’m, Süreyya’m, Çobanyıldızı’m…
Ağaçların huşû ile kımıldanışında
Kuşların süzülüşünde usulca,
Bulutların beyaz bir tül gibi
Havada savruluşunda
Bir ceylanın koşuşunda,
Uçuşunda bir kelebeğin özgürce
Sen gelirsin aklıma,
Gülkurusu bakışların gelir.
Gülüm,
Ey uykusuz gecelerimin çerâğı,
Ey mazimde doğan güneşim,
Kalbim heyecan içinde kalıp
Kafesine sığmayacağı tutuyor,
Heyecandan öleceğim sanıyorum
Ne zaman seni düşünsem…
Ezik Çilek
İlk defa gördüm sizi dün akşam evinizde
O anda bir şey oldu gönlümde kıpır kıpır.
Dün akşam anladım ki ben sizin sayenizde
Aşk insanın aklını nasıl başından alır?
Hoşsunuz, güzelsiniz, hayli sevimlisiniz,
Bir kusurunuz varsa -affedin- göremedim.
Susmanız, konuşmanız, cana yakın hâliniz...
Dün akşam uzun müddet kendime gelemedim.
Ezik Çilek
Karakuşî hükümler ile verdin hükmünü,
Artık ne ümîdim var ne de aşkta kararım.
Sekiz sene cebimde taşıdığım resmini
Hiç düşünmeden tutar, gönlüm ile yakarım.
Ezik Çilek
Senden bana hayır yokmuş demek yâr,
Alıp da başımı gitmek göründü.
Onca yıl bekledim boşu boşuna
Bana yalnız sitem etmek göründü.
İçimde dağları yıktım bir anda
Seni buldum bir gün felek çarkında.
Mecnun bilir sonu, o da farkında;
Çöllerde gönlümü gütmek göründü.
Bir soru takıldı şeydâ bülbülde
“Ümit kalmış mıdır solmamış gülde?”
Hep tutmuşken alevleri gönülde
Korlarda eriyip bitmek göründü.
Şöyle bir düşündüm bugüne değin:
Madem yüz vermedin, beni sevmedin
-Yüksekten korkarım aslında lâkin-
Bedenime yarda yitmek göründü.
Ezik Çilek
Tatmadıysan Kevser’i daha dünyada iken
Sen sevdâ cennetine giremedin demektir.
O hâlde senin için ölüm de henüz erken,
Zîrâ gönlünce ömür süremedin demektir.
Ezik Çilek
Sakın benden isteme sığınacak bir kucak,
Parmağına yüzüğü kim taktıysa ona git!
Ayak bastığın yerden kaçarım köşe bucak,
Yakıp yıkarım bende ne varsa sana ait.
Senin üstüne doğan güneşe darılırım,
Küserim yıldızlara sana göz kırptı diye.
Sembol de olsa bize hilâle kırılırım
Sisli bir gece vakti gözüne çarptı diye.
Dokunduğun gülleri ateşe vereceğim,
Kökünden keseceğim kokladığın lâleyi.
Baktığın bulutları yerlere sereceğim,
Kızıla vuracağım masmavi gök kubbeyi.
Ezik Çilek
Senden gayrına baktım hayatım zindan oldu
Ağladım gecelerce, dünyalar handan oldu.
Himmete muhtâc idi cânım hicâb içinde
El verdin vermesine; nâra kumandan oldu.
Merâmım nîrân olmak idi hâk-i pâyinde
Nihân oldu ziyâlar, gönül canından oldu.
Bir ışığa râzıyken içinde karanlığın
yandım sensizliğinde, yüreğim şamdan oldu.
Ey dîlârâ, dîlhûnum, gamzene vurulmuşum,
Beni kaşından atan yazık ki sevdan oldu.
Çevremi çepeçevre kuşatan yalnızlıkta
Eylüle isyan ettim, baharım nâdân oldu.
Issız sahrâda iken düştüm bir lâlezâra
Nimete şükretmedim, çektiğim bundan oldu.
Ezik Çilek
Seni unutabilir miyim? Sanmıyorum.
Ne zaman doğmaktan vazgeçerse güneş,
Ne zaman paydos ederse yakmaya ateş,
Ne zaman durursa zaman,
Ne zaman kavuşursa birbirine yollar,
Ne zaman ölüm öldürmezse,
Geceyle gündüz dadaşmazsa,
Ve dünya durduğunda olduğu yerde,
Ya da aya sarıldığında,
Göktaşı gibi tahrip gücü yüksek ayrılık
Zarar vermediğinde gönüllere,
Balıklar karaya çıktığında,
Kuşlar suyun altına daldığında,
Duyduğunda gözler,
Dudaklar gördüğünde ve güldüğünde kulaklar,
Teselliler unutturduğunda sızıları,
Ancak o vakit,
Yalnız o zaman unuturum seni!
Kurşunî bir hava var gökyüzünde,
Ya da cıvıl cıvıl; bana öyle geliyor.
Ya kuşlar suskun her zamankinden,
Yahut sağır oldum, duyamıyorum.
Göremiyorum önümde uzanan
Yağmur ile güneşin çocuğu gökkuşağını,
Çağlayanlar donuk sanki, akmıyor,
Meltemler esmiyor tatlı tatlı, neden?
Belki de ben çıldırıyorum.
Çiçekler bile ağlamaklı sanki çimenlerde,
Aydınlık bile karanlıkla sarmaş dolaş.
Umutlar mı sönmüş, hayaller mi yıkılmış,
Ben mi çok hüzünlüyüm bugün
Yoksa gönüller mi kırılmış?
Ben ben değilim bugün,
Yağmur yağmur değil,
Dünya kahpeliğinde bile heyecanlı değil!
Kurşunî bir hava var gökyüzünde,
Ya da cıvıl cıvıl; bana öyle geliyor.
Ezik Çilek
Yeryüzünde aşksız yaşamak zor kardeşim,
Ölmek demektir bir yerde,
Kirlenmek demek,
İnsanlıktan çıkmak demek.
Fakat sevmek de zor kardeşim,
Sevmekten ziyade sevmekte karar kılmak…
Âb-ı hayâttır aşk,
Bulabilmek gönül gözü gerektirir.
Sabır gerektirir Hızır’ın yanında,
Diline hâkim olmak,
Nefsine hâkim olmak.
Hançerlenmekten korkmamak lazım gelir.
Var oluştur anbean yeniden,
Dirilmektir yandıktan sonra küllerinden.
Hâsılı kardeşim,
Sevmek de zor,
Sevmemek de…
Ezik Çilek
And olsun ki…
Sensiz geçen uzun kış gecelerine,
Aldığım nefese,
Söylediğim sevda türkülerine,
Umutlarıma, hayallerime,
Geçip giden gençliğime,
Güneşe, aya,
Bir ömür seyretmeye doyamadığım yıldızlara,
Eşsiz mevsimlere
Ve getirdikleri güzelliklere and olsun ki…
Ve mecnunluğuna Mecnun’un,
Dağ deviren Ferhat’ın kazmasına,
Şirin’in şirinliğine,
Güzelliğine Leyla’nın,
İyiliğe, kötülüğe,
Hayra ve şerre,
Hayatımızı kuşatmış kadere
Ve kazaya,
Ve suya sevdiğim,
Sudaki zerrelere kasem olsun ki
Seni çok sevdim.
Vallahi, billahi, tallahi
Daha da seveceğim.
Ezik Çilek
Öyle tiksiniyorum ki ara sıra yaşamaktan,
Kendimi bir yardan atasım gelir.
Geçmiş yıllarıma özlem duymaktan
Zamanın kucağına yatasım gelir.
Küçük hesaplar peşinden koşamam ben,
Başkasının mutsuzluğuyla mutlu olamam.
Dünya ki değişse de insanlar, değişmeyen…
Düşündükçe ateşlere tutasım gelir.
Nerede sevdiklerim, nerede dostlarım?
Gittikçe yabancılaşıyor çevrem, daralıyor…
Gittikçe azalıyor geleceğe dair umutlarım,
Çaresiz gönlümü satasım gelir.
Zihnim bulanıyor sürekli nedense,
Karamsarlığın ortasındayım çok vakit.
Gönlü bu dünyaya yem etmektense
Bir kasırga içine katasım gelir.
Gönül kışa tutuldu,
Sevda ayazında can çekişmekte şimdi…
Ve seni hatırlattığı için sevgilim,
En çok da gülleri özledi.
Çok fazla heyecana gelemiyor artık,
Her acıyla biraz daha korkaklaşan yürek.
Halbuki…
Deli gibi esen rüzgar ile dost olmuştu,
Onunla gezmişti bayırları, çayırları,
Yüce yüce dağları, ıpıssız çölleri…
Suratında hissetmişti
Yağmur tanelerinin ferahlatan serinliğini,
Sızlatmıştı kimi zaman
Yanardağların bağrındaki sıcaklık…
Rengârenk çiçekler açardı ikliminde,
Boy boy fidanlar yeşerirdi.
Dallarına tutunup asırlık çınarların
Tepesinde gözlerdi seni.
Masmavi denizlerin verdiği huzurla
Sımsıkı sarılırdı hayallerine,
Hayata daha çok bağlanırdı.
Kuşlardan seni sorardı
Açıp bağrını uçsuz bucaksız göklere.
Aslına bakarsan sevdiğim,
Kalbim önce, çok önce titredi son kez,
Sonbaharını çok evvelden yaşadı;
Ellerini tutmak isteyip
Cesaret edemediği zaman…
Ezik Çilek
Aşkın ile hemhâl olanın nûşu şarâbdır,
Aşkından uzak olmayanın hâli harâbdır.
Sînin arasında veriyor cânını gönlüm,
Herhalde lebin dâr-ı bekâya varan bâbdır.
Endâmını görüp dediler hep bir ağızla
Encâm ile eflâk: “Sanırız kim bu serâbdır”.
Ahbâba sorun sevdâmı anlatsın âheste
Dîvâneliğim kim beni mesrûr kılan âbdır.
Dîdârını bir kez gören âşık olmaz iflâh
Ruhsârını bir kez görenin sonu türâbdır.
--./.--./.--./.--
Ezik Çilek