Bir Teşekkür...
Sadece ve sadece yüreğimin sesini dinlediğim ve bunu sizlere aktarmaya çalıştığım naciz blogumu teşrif ettiğiniz için teşekkürlerimi arzetmeyi üzerime bir vazife bilirim.
Var olun!
Aşkın ömrü üç yılmış, seninki üç gün sürdü,
Bir sözün hayatımdan yirmi üç yıl götürdü.
Demek ki aldatmışım bunca zaman kendimi,
Bir sözün yıkıverdi sarsılmaz benliğimi.
Demek ki ben boş yere dalmışım bir serâba,
Salıverdi bir sözün dinmez bir ızdırâba.
Buruşturulup yere atılan bir kağıt gibi
Gönlüm kırgın ve mahzun ey gönlümün sahibi!
Sevdim, sevildim sandım... Beni bir sözle yaktın,
Şunu bil ki ardında bir yanan köz bıraktın.
Sahrâları aşardım, yüce dağlar kazardım,
Canımı verirdim de sana şöyle yazardım:
"Bırak olmasın gündüz, güneş doğmasın varsın,
Üzerime doğacak, Âfitâb'ım, sen varsın!"
Sensiz geçen her saat yüreğimi dinledim,
Dinledikçe haykırdım, haykırdıkça inledim.
Şahidimdir içimde uzayan gecelerim,
Şahidimdir her gece yazdığım hecelerim.
Çâresiz, "bu da geçer" diye avunuyorum;
Ne desen, ne söylesen yine de seviyorum.
Ezik Çilek
Karagözlüm, daldıkça dalıyorum sevdâna,
Türküler dinliyorum; aşktan, hasretten yana.
Geceleri sen diye sarıldığım yorgana
Gözümden yağmur gibi yaşlar dökülmeden gel!
Aşk bir ve vuslat iki.. ayrılıksa üç hece,
Kavuşmamıza mani mesafeyse sadece.
Tahammül edemeyip çağırırsam bir gece
Horozlar ötüşmeden, şafak sökülmeden gel!
Karagözlüm, hemen gel; akşam sona ermeden,
Bir mevsim nöbetini diğerine vermeden,
Dağların, bayırların günahına girmeden,
Irmaklar kurumadan, sular çekilmeden gel!
Kağıda işleseydiği şu çektiğim elemi
Ormanlar yetişmezdi vermek için kalemi.
Hani ettiğin yemin? Verdiğin söz böyle mi?
Sevdalı yüreğime hasret ekilmeden gel!
Ezik Çilek
Buğulu camlara ismini yazıyorum önce,
Her harfinde yüreğimi incitiyorum.
Sonra üstünü çiziyorum süratlice,
Ben aslında hatıraları siliyorum;
Ya da öyle zannediyorum kendimce.
Zaman geçmiyor seni düşünmediğim zaman...
Gitgide içime dolan buhranlar, bunaltılar,
Ve bunca vakit halden anlamayan
Kederler, üzüntüler, çalkantılar...
Göğsümde bir ateş yanıyor durmadan...
Ne söylerse söylesin ağzım,
Kulak asma sen ana ömrümün ziyası.
Sensiz öyle mahzunum, öyle yalnızım;
Bu anasını sattığımın dünyası
Bilmem ki sensiz neme lazım.
Ezik Çilek
Sen gidince bir tanem tek tek söndü yıldızlar,
Güneş doğmaz, ay çıkmaz, sular uyumaz oldu.
Karanlıkta kaybetti hayallerini kızlar,
Delikanlı kalplerde ümit büyümez oldu.
Sen gidince bir tanem tek tek söndü yıldızlar.
Sen gidince saatler asırlarla kaynaştı,
Yağmurlar asit olup yağdı arzın üstüne.
Sarsıldı okyanuslar, gökyüzüne yanaştı,
Ağaçlar döktü bütün yaprakları köküne,
Sen gidince saatler asırlarla kaynaştı.
Ezik Çilek
Baharın rengi nedir sevdiğim,
Mavi mi yeşil mi?
Mor mu pembe mi?
Baharın rengi nedir sevdiğim,
Yoksa siyah mıdır ayrı kalanlar için?
Ağaçlar niçin sahip çıkmaz,
Serseri dökülen yapraklarına,
Ve sersefil kalır yapraksız?
Ağaçlar niçin sahip çıkmaz,
Hiçlik övünülecek bir meziyet mi ki?
Kitaplar neden dilsiz kesildiler,
Neden suskun kaldılar gerçeklere,
Kapadılar gözlerini?
Kitaplar neden dilsiz kesildiler,
Güneş geceleri doğar mı ki?
Sayfalar nasıl sararır gün geçtikçe,
İnsanoğlu kederden gün gibi ağartırken
Simsiyah saçlarını.
Sayfalar nasıl sararır gün geçtikçe,
Ağlamazlar mı bizim gibi bahara için için?
Ezik Çilek
Kızıl güller açmadı hâlâ hayal bahçemde,
Buz tutmuştu düşlerim, daha da çözülmedi...
Uçmayı sökemedi demek gönül serçem de
Henüz göklere kanat açıp da süzülmedi…
Umudum mu tükendi yoksa vuslata dair,
Heyecanım mı söndü saman alevi gibi?
Neden ki, mısralara düşman kesildi şair
Ve aşka veda etti kırık gönlün sahibi?
Hayatın tadı yoksa benim günahım nedir?
Niçin bana bu kızgın, bu öfkeli bakışlar?
Doğarken ağladığım ‘ayrılık var!’ diyedir,
Ve ölüm var diyedir, feryatlar, haykırışlar…
Bugün hoş bir şiirle gelmek isterdim sana,
Kızıl güller toplayıp, sunmayı dilerdim, yâr!
Bahsetmek istemezdim ayrılıklardan yana,
Neylersin ki âciziz; ‘ölüm’ ve ‘ayrılık’ var.
Ezik Çilek
Afet'im, toprak gibi çatlamaktayım, medet!
Cânım, âb-ı hayâtım, yârim bana yardım et!
Yardım et, kurumasın dudağım susuzluktan,
Aşk yeşersin gönlümde, esirgeme inâyet.
İnâyetin ile zer olur dokunduğun her türâb,
Serâb hakîkat olur, kalkar aradan hasret.
Hasretinle firkatin büyük cefâdır bana,
Kâfî değil mi mâhım çektiğim bu eziyet?
Eziyet etsen de sen, senden gelir ya, hoştur;
İstersen ateşe at, istersen kıl merhamet.
Merhametine muhtaç gönül, figân içinde;
Hesap vakti nur gibi doğ dünyâma saadet.
Saadet verir bir kez tebessüm etmen bile,
Tebessümün saadet, zülfünün teli âfet!
Ezik Çilek
Ayrılık olmasaydı keşke hiç aramızda,
Başımı dizlerine koyabilseydim keşke...
Keşke hani geçen gün o son buluşmamızda
"Seni çok seviyorum" diyebilseydim keşke...
Ellerini tutsaydım yüreğime bastırıp,
Gözlerinin içine daim bakabilseydim,
Ve acıyla yanarken, alevden yel estirip
Yolları bir ucundan keşke yakabilseydim...
Ezik Çilek
Güneşimsin dünyada, aşkta âfitâb oldum.
***
Düştüm bir sevdânın peşine, harâb oldum;
Bir yudumda içtiğin yıllanmış şarâb oldum.
Gün batarken kıpkızıl ufukta sinsi sinsi,
Sularda dalgalanan şevksiz bir mehtâb oldum.
Asırları devirmiş, heybetli hitâb oldum;
Mecnun'un sahrâsında bir kurak serâb oldum.
Gönlümden sızan aşkın hayâliyle yazılan
Sayfaları tozlanmış eski bir kitâb oldum.
Bâb oldum... gözlerinden bahseden bir bâb oldum;
Kapkara gözlerinin değdiği türâb oldum.
Hâb oldum uykusu yok geceden arta kalan,
Hızır'ın keşfettiği hayat veren âb oldum.
***
Güneşimsin dünyada, aşkta âfitâb oldum.
Ezik Çilek
Dalgaların sahile vuran çığlıkları
Karışır gök kubbenin uğultusuna.
Yollar kıvrım kıvrım sancılanır;
Geceler üretirken yalnızlıkları
İnce ince doğrar yıldızların uykusuna,
Ayın ak gölgesi rüyama dolanır.
Kapkara bir örtüye bulanır sokaklar,
Kucağında aşıkları büyütür.
Alev alev yanan gece, karanlığında
Günlerin derdini koynunda saklar;
Issız sokaklarda dakikalar bile üşür
Ve ölüsü bulunur dakikaların güneş uyandığında...
Ezik Çilek
Ellerim titriyor sana yazarken,
"Seni çok özlerim" demek yetmiyor.
Gönlümde dinmeyen sızılar varken,
"Sabırla beklerim" demek yetmiyor.
Gemiler yanaşmaz oldu limana,
İsyan etmektedir an'lar zamana...
"Dayanamam, katıp tozu dumana
Hemence gelirim" demek yetmiyor.
Gökte parça parça gezinen bulut,
Yüreğimden kopan bir buket umut.
"Sevdiğim gönlünü sevdamda avut,
Hüznünü silerim" demek yetmiyor.