Bir Teşekkür...
Sadece ve sadece yüreğimin sesini dinlediğim ve bunu sizlere aktarmaya çalıştığım naciz blogumu teşrif ettiğiniz için teşekkürlerimi arzetmeyi üzerime bir vazife bilirim.
Var olun!
Hasretin derin izler açmış gönül hânemde,
Sende eşsiz bir gülüş, bende ıslanmış göz var.
Aşkla çentik attığın şu yaralı sînemde,
Mahkeme-i kübrâya saklanmış bir çift söz var.
Ruhumun çöllerinde yalınayak dolaşsan,
Duysam billur sesini tenimde ürpererek...
Ceylan gibi sekerek yüce dağları aşsan,
Can verse yüreğimde şu zehirli ergenek...
Karşıma geçip gülsen, yanıp tutuşur kalbim,
Titrek bir mum alevi gibi heyecanlanır.
Düşen yapraklarına ağlayan dal gibiyim,
Mâzimde kalmış ölü hâtırâlar canlanır.
Biliyorum, eskisi gibi olmaz hiçbir şey,
Geçen zamanlar artık geri gelmeyecektir.
Çoktan rast makamından çalmaya başladı ney;
Ben vazgeçtim sevmekten, o sevmeyecektir.
Ezik Çilek
Zaman, bir sevgiliye varan yollarda erir,
Bir su gibi, yollarda, damla damla tükenir.
Sende bırakmış idim ayrılırken kalbimi,
Sende bırakmış idim bütün istikbâlimi...
Ve dönnüyorum sana işte ey güzel şehir!
Kaç mevsim tutuşturdum gurbetin ocağında?
Kaç kışın ayazında, kaç yazın sıcağında
Derdinin sancısıyla hastalandım, kan kustum,
Erişirim diyerek yuttum kanımı, sustum
Bana da sine açar diyerek kucağında.
Sevdiklerim sendedir, sevmediklerim sende.
Yemyeşil parmaklıklı, masmavi kafesinde
Çıtımı çıkarmadan bir köşeye sinerim.
Dönüyorum, bana da yer ver ey güzel şehrim,
Dönüyorum, ruhumu yakmak için nefsinde!
Ezik Çilek