Güzelliğin On Para Etmez
"Güzelliğin on par'etmez/ bu bendeki aşk olmasa"...
Gülüm, güller açıyor sen güldüğünde ya da bana öyle geliyor. Zannediyorum ki kimi zaman, zaman seninle ilerlemeye mecbur edilmiş, güneş seni görebilmesi için gözlerime memur edilmiş bir sarışın köle, ay senin güzelliğinden izler taşıyan bir demet rayiha...
Acaba sen ben seni sevdiğim için mi güzelsin, yahut sen güzel olduğun için mi ben sana güzel diyorum? "Güzel olduğu için mi Allah helalleri helal kılmıştır, yoksa helal kıldığı için mi helaller güzeldir" gibi bir döngü. Bırak onu mütefekkirler tartışsın, ben mi seni seviyorum yoksa sen mi benim sevmemi sağlıyorsun? Var mı bir cevabın?
Kalbimde sızlayıp duran bu yaranın sebebi ne? Neden zihnimi bir yaramaz çocuk gibi kurcalıyor sevdan? Sancısız bir günüm olmayacaksa olmasın, umurumda değil; elemi ben "el- Em" diye okurum. Derd'im, keder'im, zehrim... Derman'ım, çâre'm, iksirim...
Âb-ı hayât'ım!
Gözü yaşlı bir annenin yavrusu için duyduğu endişeden on sekiz bin alemden daha fazladır hissettiklerim. Zelzeleler yalnızca İstanbul'u vuran toprak kırılmaları değil, gönlümün bir yerinde sıkışmış bir aşk kütlesinin bulunduğu yerden acı içinde kıvranarak kendini dışarı atma mücadelesi... Yağmurlar sadece gökten insanlar susuz kalmasın diye indirilen su damlaları değil, nâr-ı cahîmden daha muazzam bir hararete sahip yürek kuyusunu dâr-ı selîme dönüştürmek için gerekli olan rahmet sızıntıları...
Ey Âfitâb! Ben mahzun bir katreyim. Bu yakman neden? Neden afetimsin?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder