Nakş-i Rûy-i Mâ...
Nakş-i rûy-i mâ...
Su yüzüne nakış işlemek, ebrû. Renkleri kitre ya da deniz kadayıfı ile kıvam kazandırılmış suyun nazik bünyesinde yüzdürmek, biz ve tarak ile şekillendirmek, emici özelliği bulunan yani farklı olanı tahammül edebilen bir kağıt ile vuslatını sağlamaktır, doğduğu yerden ayırıp. Suyu hasrete gark etmektir. Su yüzüne nakış işlemek, ebrû.
Sabır işi, ebrû. Önce sabrın acı meyvesini tatmak, kötü kokan öde alışmak, kötü ile aynı ortamda bulunabilmek, katlanmaza katlanmak, yapılmazı yapmaktır. Kısacık zaman içine sığan binlerce saniye, binlerce dakika gibi olur başlarken. O kısacık zaman daha da kısa bir zaman gibi görünür bittiğinde nakış, rüzgar gibi geçmiştir. Bir çiçek yaparken merhaleleri atlamak gerekmektedir. Yanlış bir dokunuş, telafi edilmez neticelere gebedir ve tekrar başlamak gerekir. Sabır işidir, ebrû.
Tevekkül işidir, ebrû. Vahdetin bir işareti vardır ebrûda, bir kere yapılabilmesinden ötürü... Geleneksel olarak kullanılan toprak boyaları suya attığınızda, elden gelen yapıldıktan sonra büyük bir merakla ve hararetle beklenilen su üstüne düşmüş bulutların şekli evvelden çözümü olmayan 'çok bilinmeyenli bir denklem'dir. Onun için yalvarıştır ve yakarıştır bilinmezi bilene, duâdır ve niyâzdır "Âlim'ül-Gayb"a... Tevekkül işidir, ebrû.
Bir gönül işidir, ebrû. Gözden kalbe giden yolun esrarında gizli bir hazinedir, zihni temizler ebrunun suyu renk cümbüşünü yanına alarak, alev kırmızısıyla, yaprak yeşiliyle, gök mavisiyle,
köpük neftiyle, is karasıyla, lahor laciverdiyle, bulut beyazıyla, hüzün sarısıyla, parlament mavisiyle bambaşka ve çeşit çeşit duygular hissettirir, renk renk ilhamlara sürükler gönülleri... Bir gönül işidir, ebrû.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder